Fortune 500 Şirketleri Mobil Pazarlamayı Nasıl Kullanıyor?

FORTUNE 500 ŞİRKETLERİ MOBİL PAZARLAMAYI NASIL KULLANIYOR?

Amerikan Kızıl Haç Haiti SMS Kampanyası

En ünlü (ve en başarılı) mobil pazarlama kampanyalarından biri, Amerikan Kızıl Haçı tarafından yürütülen Haiti Deprem Yardımı çalışmasıydı. 2010 yılındaki depremde 300.000’den fazla insan öldü ama Amerikan Kızıl Haçı milyonlarca dolar bağış toplamak için SMS’i kullanmasaydı çok daha fazla insan can verecekti.

Mobil telefon kullanıcıları 90999 numaraya HAITI yazıp mesaj gönderdiğinde, Amerikan Kızıl Haç örgütüne 10 dolar bağış yapıyordu. Bu kampanyaya 3 milyondan fazla kişi katıldı ve bunların 20.000’i daha sonraki e-posta iletişimin kabul etti. Örgüt, kampanya süresince 32 milyon dolardan fazla bağış topladı.

Daha da etkileyici olan nokta, katılımcıların yüzde 95’inin ilk defa bağış yapıyor olmasıydı. Yani, Amerikan Kızıl Haçı, daha önce bu örgüte hiç bağış yapmamış 2.850.000 yeni “müşteri”yle ilişki kurmuştu. Bunun yarattığı ve ilerleyen yıllarda da yaratacağı etkiyi hayal edebilirsiniz.

Amerikan Kızıl Haç kampanyasından alınacak ders, SMS’in bir işletme araca olduğu kadar bir pazarlama aracı olarak da kullanılabileceğidir. Bu örgüt, marka farkındalığını artırarak ve yeni bağışçılar edinerek pazaralama cephesinde büyük başarı sağladı. Bundan işletme cephesi de faydalandı çünkü bu kampanya potansiyel bağışçıların örgüte bağış yapabilmesi için yeni bir kanal açtı ve bunu öncesine göre çok daha kolay hale getirdi.

 

HBO’nun True Blood Gösterim Reklam Kampanyası

Flixster veya Variety mobil uygulamasında film eleştirilerini okuyan bir sinema sever olduğunuzu düşünün. Birdenbire, ekrana dokunduğunuzda kanlı bir parmak izinin belirdiğini fark ediyorsunuz. Ekrana tekrar dokunduğunuzda ikinci bir parmak izi beliriyor. Ardından da üçüncüsü.

Sonra bir bakıyorsunuz, ekranınızın tepesinden aşağıya kan damlıyor. Kan damlası en alta ulaştığında da, sizi HBO’nun True Blood dizisinin tanıtımını izlemeye çağıran bir açılır reklam, eylem çağrısı görüyorsunuz.

Bu, yeni bir ortamın şaşırtıcı derecede yenilikçi bir kullanım şeklidir. Kampanya nasıl mı performans gösterdi? Harika! İzleyici sayısının %38 oranında artmasına yardımcı olarak 5.1 Milyondan fazla kişinin True Blood 3.sezon prömiyerini izlemesini sağladı.

Kampanyayı geliştiren reklam ajansı, Flixster ve Variety’den iPhone uygulamalarını aldı ve onları, dizi hakkında bir mesaj içerecek şekilde uyarladı. Ayrıca ajans, JumpTap isimli bir mobil reklam ağıyla beraber çalışarak kampanyanın pek çok başka web sitesinde de yürütülmesini sağladı.

Sonuç olarak, HBO yeni bir ortamın içine girdi ve o yeni ortamı güçlendiren yenilikçi bir kampanya yaratarak izleyici sayısını %38 oranında artırdı.

 

Intel’in B2B (İşletmeler arası) Mobil ücretli arama kampanyası

Bütün akıllı telefon kampanyaları, süslü web siteleri veya pahalı uygulamalarla ilgili olmak zorunda değil. Bazen, mobil ücretli arama kadar basit bir taktik son derece etkili olabilir.

“İşlemcilerle Buluşun” adlı marka kampanyasını desteklemek için Bing platformunu kullanarak yürüttüğü mobil ücretli arama kampanyasında Intel de bu durumu fark etti. Intel’in arama ajansı Covario, tam eşleme ve geniş eşleme kullanarak insanları markanın mobil web sitesine yönlendirdi.

Sonuçlar nasıl mıydı? Oldukça etkileyici. Şirket, Bing mobil aramanın normal online aramadan %40 daha düşük maliyetli olduğunu gördü.

Paramount’un Shrek Gösterim Reklamı Kampanyası

Her ay 50 milyondan fazla kişi Yahoo!’nun mobil ana sayfasını ziyaret ediyor ve bu da her gün yaklaşık 1,5 milyon ziyaretçi yapıyor. (Yahoo!’nun normal sitesini ayda yaklaşık 140 milyon kişi, yani günde yaklaşık 4,6 milyon kişi ziyaret ediyor.) Paramount, son Shrek filminin sinemalarda gösterilmesiyle ilgili bir “zengin medya” kampanyası oluşturarak Yahoo!’nun bu yüksek hacimli trafiğinden yararlanmaya karar verdi.

Yahoo!’nun mobil ana sayfasını ziyaret edenler, akıllı telefonlarının ekranlarının en altında Shrek’in kafasını görüyorlardı. Shrek’in kafasına dokuduklarında karakter ortaya çıkıyor ve ekranı kaplıyordu. Kafasına yeniden dokunduklarında ise bilet alabilecekleri veya gösterim zamanlarıyla ilgili bilgileri bulabilecekleri Shrek mobil mikrositesine yönlendiriliyorlardı.

Starbucks’ın E-ticaret Mobil Kartı

Starbucks Mobil Kart, mobil ticaret olduğu ölçüde tam bir mobil pazarlama sayılmasa da, müşterileri mobil ödemelerde rahat ettirmek konusunda öyle iyi bir iş çıkardı ki burada ondan bahsetmeden geçemezdik.

Şöyle çalışıyor: Müşteriler telefonlarına Starbucks Mobil Kart uygulamasını indiriyor. Ardından Mobil Karta para yüklüyorlar ve kartta ne kadar kaldığını takip edebiliyorlar. Müşteri Starbucks’a geldiğinde uygulamayı açıyor ve görevliye ekranındaki barkodu taratıyor. Kahve 4,99 dolar tutuyorsa, Mobil Kart bakiyesinden 4,99 dolar düşülüyor.

Starbucks için bu uygulamanın çeşitli iyi yönleri var. Öncelikle, dükkanınızda bir mobil ödeme uygulamasına sahip olmak müşterileri bu uygulamayı kullanmak için dükkana tekrar gelmeye teşvik eder. İkincisi, mobil ödeme uygulaması marka sadakatini artırır çünkü en sevdiğini markalardan birinin uygulamasını kullanmakta duygusal bir çekicilik vardır. Üçüncü olarak da, müşterilerin Starbucks markasıyla yeni ve yaratıcı bir yolla ilişki kurmasını sağlamanın pazarlama etkisi söz konusudur.

Adidas’ın Mobil Takipçi Web Sitesi

Her yıl Londra maratonunda yaklaşık 30.000 kişi koşuyor ve tam 1.007.097 kişi sokaklarda maratonu izliyor.

Adidas, geniş bir kitlenin ilgisini çekmek için böyle çok sayıda koşucunun ve seyircinin iyi bir fırsat olduğunu fark etti. Bu kitlenin büyük bölümü favori maratoncuların elde ettiği sonuçları takip etmek isteyecekti.

Peki Adidas ne yaptı? Kullanıcı tarafından bir koşucunun yarış numarasının girilip durumunun takip edilebileceği bir Mobil Takipçi web sitesi oluşturdu. Web sitesi koşucunun ayakkabısında bulunan RFID etiketine bağlıydı. Koşucu maraton rotasında ilerlerken, bu veri web sitesine bağlı bir bilgisayara kaydediliyordu.

Seyirciler, her koşucunun konumunu, ortalama hızını ve öngörülen bitirme zamanını takip edebiliyordu. Ayrıca rota, farklı izleme alanlarına nasıl gidileceği ve hava şartları (Londra olduğu için büyük olasılıkla yağmurlu ve serin) hakkında da bilgi veriliyordu.

Mobil web sitesi, yarıştaki tüm koşucuların yüzde 10’undan fazlasını izlemek üzere yaklaşık yarım milyon kişi tarafından kullanıldı ve bu süre boyunca Adidas’a büyük miktarda marka farkındalığı ve bağlılığı sağladı.

History Channel’in Foursquare Kampanyası

Foursquare’in 11 milyondan fazla üyesi var ve bir tanesi uzaydan olmak üzere 400 milyondan fazla giriş (check-in) yapıldı. Foursquare girişlerinin potansiyel izleyicilerle bağlantı kurmak için yeni bir yol sunduğunu fark eden History Channel, kullanıcılar belli bir konumda giriş yaptığında onlarla foursquare üzerinden tarihi olayları ve bilgileri paylaşan bir sistem yarattı.

Örneğin, kullanıcılar New York’taki Skylight Stüdyoları yakınında bir mekandan giriş yaptığın onlara, dünyanın ilk Otis marka asansörünün 1853’te satıldığı yerine yakınında oldukları bildiriliyor. Kentteki mekanlar hakkındaki tarihi bilgiler aracılığıyla ilişki kuran History Channel, böylece bir tarih kanalı olarak tarih severlerle bağlantıda kalabiliyor.

New Jersey Nets’in Gowalla Kampanyası

Gowalla’yı kullanarak sesini duyurmak ve taraftar angajmanı yaratmak isteyen New Jersey Nets, New York’un dört bir yanına ikişer adet elektronik maç bileti sakladı. Spor barlarına, parklara ve spor salonlarına yerleştirilen elektronik biletler, belli bir maç için gerçek biletlerle değiştirilebiliyorlardı. Katılımcılar aynı zamanda birer tişört kazanıyor ve başka ödüller için de katılım şansı elde ediyorlardı.

Otel, havayolu, spor kulübü, lunapark, su parkı gibi müşterilerin az olduğu sezon dışı dönemleri bulunan bir işletmeyseniz bu tür promosyonlar sizin için çok uygundur. Bir düşünün: Biletleri yok satmayacak bir basketbol maçının biletlerinin ücretsiz dağıtmanın maliyeti yüksek değildir. Ama bunun, normalde maça gitmeyecek olan kişiler arasında yaratacağı ilgi ve talep, müşteri tabanının büyümesine yardımcı olur.

Hiscox’un B2B Lokasyon Tabanlı WIFI kampanyası

Uluslararası sigorta şirketi Hiscox, İngiltere’de, mobil gösterim reklamları ile mevcut açıkhava reklam panosu kampanyasını birleştiren, lokasyon bazlı bir wifi kampanası başlattı.

İnsanlar Hiscox’un açıkhava panolarından birinin civarında kamuya açık Wifi bağlantısıyla internete girdiğinde onları, tarayıcı başlangıç ekranlarında beliren ve hemen yakınlarındaki açıkhava panosuyla ilişkili olan dijital bir reklam karşılıyordu. Diğer bir deyişle, Covent Garden’daki bir restoran otururken internete bağlanırlarsa, başlangıç ekranındaki reklam, yakındaki açıkhava reklam panosuyla aynı oluyordu. Hem internet reklamları hem de açıkhava panoları özel olarak Covent Garden yakınlarında oturan kişiler için tasarlanmıştı. Sonuç çift etkiliydi; birinci etki, stratejik olarak Wifi etkin noktalarının yakınına yerleştirilen açıkhava reklam panolarıyla, ikinci etki ise akıllı telefonlarını ve dizüstü veya tablet bilgisayarlarını kullanarak internete giren kişileri karşılayan başlangıç ekranlarıyla yaratıldı.

Kampanya harika bir performans gösterdi. Lokasyon bazlı Wifi kampanyasındaki tıklanma oranı, şirketin geleneksel online gösterim reklamlarında sağladığı ortalama orandan beş kat yüksekti.

Nissan’ın Microsoft Tag Kampanyası

Yeni elektrikli otomobili LEAF’in tanıtımını yapmanın bir yolunu arayan Nissan, genç, ekolojik bilince sahip ve sağlığa önem veren bir hedef kitleye ulaşmak istiyordu. Böylece, bu otomobil üretici firma, “Dayanıklılık için İnovasyon” çekilişlerini tanıtmak için uzun mesafe koşucusu Ryan Hall’ın yer aldığı bir reklam kampanyası yarattı.

Okuyucular, basılı reklamında sol üst tarafında, canlı renklere sahip Microsoft Tag 2D koduyla karşılaşıyor. Etiket tarandığında koşu, bisiklet, yoga gibi sağlık aktiviteleri ve Ryan Hall ile ilgili son yenilikler hakkında bilgiler veren bir Facebook topluluğuna bağlanıyorlar.

Kampanyanın amacı tamamen marka farkındalığı ve bağlılığı yaratmaktı. Nissan, potansiyel müşterilerin herhangi bir şekilde veya formda markayla etkileşim içine girmesinin, sadece bir dergi sayfasını çevirmelerini sağlamaktan çok daha etkili olduğunun farkındadır. Sonuç olarak insanları, test sürüşü için kaydolacakları veya kendilerine farklı yollarla satış yapılacak bir mobil iniş sayfasına yönlendirmek yerine, onları, marka bağlılığını sürdüren bir Facebook sayfasına yönlendirmeyi tercih ettiler.

Tüm bunları bizi, mobil pazarlama ve 21.yüzyılın diğer pazarlama şekilleriyle ilgili önemli bir noktaya getiriryor:Müşterilere satış yapmaya başlamadan önce onlarla ilişki kurun. Bu, özellikle hedef pazarının 35 yaşın altındaysa çok önemlidir, çünkü genç pazar kitlesi bir önceki yüzyılın bir özelliği olan “ısrar ederek satış yapma” yöntemine direnç gösterme eğilimindedir.

Domino’s Pizza’nın Eve Servis Uygulaması

İki yaramaz çalışanı tarafından marka üzerinde olumsuz etki yaratacak bir Youtube videosu yüklenen Domino’s Pizza’nın sosyal medyada daha en başından dili yandı. Yani, sosyal medya ve mobil medya gibi yeni teknolojilerden korkmasını bekleyeceğiniz bir şirket varsa o da Domino’s Pizza’dır.

Ancak bu pizza zinciri (ve yeni Pazarlama Üst Yöneticisi) takdir edilecek bir şekilde, sosyal ve mobil medyayı aktif olara benimsedi: Önce, insanları çeşitli iletişim kanallarıyla markayla etkileşime girmesi için teşvik eden ilgi çekici televizyon ve Youtube kampanyalarıyla; ve ikinci olarak da, insanların pizza siparişi vermesini, siparişlerini istediğine göre düzenlemesini, ödeem yapmasını ve de tüm bunları akıllı telefonundan gerçekleştirmesini sağlayan, şaşırtıcı derecede kullanıcı dostu mobil uygulamasıyla.

Pizza gibi görünüşte basit bir şeyin siparişinin gerçekte ne kadar karmaşık olduğunu düşündüğünüzde, sıradan bir müşterinin birkaç dakika içinde indirip kullanabileceği bir uygulama tasarlamanın nasıl bir meydan okuma olduğunu anlayabilirsiniz. Bir düşünün: Domino’s onlarca farklı malzeme, peynir, hamur tipi ve sos sunuyor. Bunların yüz milyonlarca olası kombinasyonu var. (Gerçekten, hesaplayın görün) Ama bu uygulama, sipariş işlemini mümkün olduğunca basit ve kolay hale getiriyor.

 

Land Rover’in Gösterim Reklam Kampanyası

Land Rover sıradışı sonuçlar yaratan sıradan mobil banner reklamları kullandı. Şirketin hedef kitlesi “varlıklı erkekler” dir, bu nedenle de reklamlarını Admob mobil reklam ağında yayınladı. (Admob, Google’a aittir.) Reklamların gösterildiği siteler arasında CBS SportS/News, AccuWeather ve otomobil üreticisinin hedef pazarı tarafından ziyaret edilen diğer siteler yer alıyordu. Ayrıca Admod, genelde varlıklı kişilerin kullandığı belirli akıllı telefonları hedefledi.

Kampanya, “zengin medya” reklamlarını tıklayan potansiyel müşteriler için birkaç olası faaliyet içeriyordu. Örneğin, kullanıcılar araçları hareket halinde izleyebiliyor, bir fotoğraf galerisine bakabiliyor, en sevdikleri renkteki Land Rover’ı seçebiliyor ve onu telefonlarına duvar kağıdı olarak indirebiliyorlardı. Elbette, aynı zamanda da zip kodlarını girip en yakın satış bayiini bulabiliyor ve bir broşür almak için e-posta adreslerini girebiliyor veya randevu almak için tek tıkla arama yapabiliyorlardı.

Açıklama: Zengin Medya

Zengin medya, hareket eden, video oynatan veya bir şekilde ya da formada interaktif olan dijital reklamcılıktır.

Geleneksel gösterim (banner) reklamları statiktir ve interaktiflikten yoksundur.

Zengin medya reklamları daha ilgi çekicidir ve böyle olunca da genel daha yüksek tıklanma oranına sahiptir.

Sonuç olarak, kampanya boyunca 45.000 defa video izlendi, 7400 defa müşteri duvar kağıdı indirildi, 128.000 galeri ziyareti gerçekleşti, 5000 bayiye bakıldı, 800 broşür talebi ve 1100 tıkla-konuş araması yapıldı.

Herhangi bir başarılı pazarlama kampanyasının başlangıç noktası geriye doğru düşünmek ve müşterilerin beyinlerinin içine girmektir.

 

 

Post a comment